İşçi-işveren anlaşmazlıkların büyük bir çoğunluğu taşeron işçi alacakları ile ilgilidir. 4857 sayılı İş Kanunu’nda alt işveren-üst işveren olarak tanımlanan bu uygulamada; alt işveren, bir işte veya bir işin bölüm veya eklentilerinde asıl işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran üçüncü kişi konumundadır. Taşeronluk uygulaması her yıl işçilerin SGK kayıtlarında giriş çıkış yapılmasına sebep olmakta ve akıllarda soru işaretlerine neden olmaktadır.İş Kanunu’nun 2. Maddesinde “bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” Denilmektedir. Bu maddeden anlaşılacağı üzere, asıl işveren de, alt işverenin işçilerine karşı sorumludur.Bazı hallerde alt işverenlerin işçileri asıl işverenin yeni alt işvereninde çalışmaya devam etmektedir. Bu gibi durumlarda tazminat vs. konularda pek çok soru akla gelmektedir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin, E. 2013/4371, K. 2013/4461, T. 5.3.2012 sayılı kararı bu konuda ki emsal kararlardandır. Karara göre; işyerinde yeni alt işverenin yanında eski alt işverenin işçilerinin işe devam etmesini işyeri devri olarak yorumlanmıştır. Asıl işveren ile ilişkisinin sona ermesinden sonra işyerinden ayrılan alt işveren ile aynı işi alan yeni alt işveren arasında hukuki veya fiili bağı olsun veya olmasın işçinin kıdem tazminatı açısından önceki alt işveren işçinin devir tarihindeki ücretinden ve kendi dönemi ile sorumlu olduğunun, son alt işverenin ise tüm dönemden sorumlu olduğunu kabul edilmesine karar vermiştir.